Psikanalitik Kuramda Rüya Yorumlama

Rüya analizi psikanalitik terapinin kullandığı altı temel teknikten bir tanesidir. Bu teknik, kişinin bilinç altındaki malzemeleri açığa çıkardığından ve danışanın çözülmemiş bazı sorunlarına dair iç görü kazandırmasında ötürü önemli bir Teknik olmaktadır. Uyku sırasında bireylerin savunma durumları en aza inmektedir. Bundan dolayı baskılanmış duygular kolayca su yüzüne çıkabilir. Bilinçaltı arzular, gereksinimler ve korkular ortaya çıkar. Bu sebeple Freud, rüyaları “bilinçaltına giden kraliyet yolu” olarak adlandırmaktadır. Doğrudan açığa çıktıklarında ya da ifade edildiklerinde, hiçbir birey tarafından kabul edilmeyecek olan bilinç altı istek, arzu ve korkular dolaylı yollarla ve sembollerle rüyalarda ifade edilir. Rüyaların içerik olarak, açık ve kapalı olmak üzere iki düzeyi vardır. Rüyalardaki gizli içerik, sembolik olarak ifade edilen bilinçaltı, dürtü, istek ve korkulardan oluşmaktadır. Kişi için çok acı verici ve tehlikeli olabileceğinden rüyayı gören kişi tarafından daha kabul edilebilir bir içeriğe dönüştürülür. Cinsel ve saldırgan güdüler içeren bir rüyanın, daha az tehlikeli açık içeriğe dönüştürülmesi olayına rüya çalışması denilir. İşte terapist burada devreye girmektedir. Rüyanın açık içeriğindeki semboller üzerinde çalışarak, rüyadaki gizli anlamları gün yüzüne çıkmasını sağlamaktadır. Terapist duyguların açıkca ifade edilmesini sağlar.

Rüyalar Nereden Gelir?

Beynimizin iki farklı bölge olarak düşünürsek (teorik olarak) üst beyin (cerebral cortex) ve alt beyin (id) farklı görevleri vardır. beynimizde sinir sistemimizin bir parçasıdır. omur iliğimizin içinde bulunan sinir ağı bütün organlarımızdan , ellerimizden, ayaklarımızdan, cinsel organlarımızdan gelen verileri işleyerek bazılarını “kayıt eder” işte bu kayıt edilen verilerin bazıları negatif bazılar pozitif kayıtlardır.

Cerebral cortex yani üst beynimizin temel işlevleri şunlardır: konuşmak, koklamak, görmek, dokunma duyusu, düşünmek, tat almak, felsefe yapmak, para kazanmak, problem çözmek , okumak, öğrenmek, dil öğrenmek, ana dilimizi konuşmak, her hangi bir dine veya lidere tapmak kısaca uyanıkkenki bütün dünyamızı yöneten kısım üst beyindir. üst beyin beynin sadece %28’lik (yaklaşık) kısmını kaplar. ıq denen kısım üst beyindedir. yani bir insan einstein gibi zeki olabilir bu demek oluyor ki üst beyninin büyük bir kısmını kullanıyor. cerebral cortex’in rengi gridir.Rüyalar da beyinimizde günlük olaylardan kaynaklı oluşturduğumuz duyguların yansımasıdır.

Freudyen Rüya Sembolleri

“Rüya, bir sanat eseri gibidir. Dışarıdan anlaşılır göründüğü halde kendisini hiçbir zaman açıklamaz ve hiçbir zaman açık bir anlam taşımaz. Rüya, hiçbir zaman tavsiye vermez ya da gerçek budur demez. Sadece doğanın bir bitkiyi yetiştirişi gibi bize bir imge sunar ve sonuç çıkarmayı da bize bırakır.” Sigmund Freud Psikanalatik kuram, bastırma (repression) kavramı üzerinde durarak bilinçaltımıza etki eden tüm olay ve travmaların geçmişte yaşadığımız bir duygu veya olaydan kaynaklandığını savunur. Bu nedenle rüyaların, birtakım nevrotik işaretleri tanımamıza yardımcı olacak araçlar olduğunu söyleyebiliriz. Yorumlar katarak açıklama yapabiliriz.

Cinsel semboller

Freud’un “The Interpretation of Dreams” kitabında konu aldığı sembollerin büyük bir çoğunluğu  erkek ve kadın cinsel organını, cinsel ilişkiyi ve cinsel arzuyu temsil eder. Phallic (fallik) sembol: Erkeklik organını çağrıştıran objeler fallik semboller olarak kabul edilmetedir. Rüyada 3 rakamı ve boyu eninden fazla olan şemsiye, sopa, silah, bıçak, kalem, anahtar gibi nesneler fallik sembollerindendir. Cinsellik arzusunu veya nesnenin rüyada konumlandığı duruma göre cinsellikle ilgili bir durumu/şikayeti veya hissiyat belirtir.

Yonic sembol: Kadınlık organını çağrıştıran objelere de yonic semboller adı verilmektedir. Rüyada mağara, kapı, çanta, mücevher, çiçek gibi daireselliği ve muhafaza etmeyi çağrıştıran nesneler yonic sembollerdir.Cinsel ilişkiyi çağrıştıran semboller: Rüyada merdiven çıkmak, araba kullanmak, uçmak, kapıdan veya koridordan geçmek, ata binmek, asansör kullanmak gibi eylemler cinsel birleşmeyi çağrıştırır. Vahşi hayvanlar cinsel arzunun, yılan ise cinsel tatminsizliğin sembollerindendir

Bilinçaltı Keşfinde Freudyen Rüya Sembolleri

Sırrı bir türlü çözülemediğinden mi yoksa her gün yeni bir malzemeyle karşımıza çıktığından mı bilinmez, rüyalar her zaman tartışma konuları arasında en üst sıralarda yerini korumayı başarıyor.Hala daha bilimsel araştırmaları devam etmektedir.Kimine göre ilgi çekici bulduğu detayları bünyesinde toplayan, kendine has bir gündelik uyku rutini olan rüyalar, kimine göre de bilinçaltı düşüncelerinden oluşan bir yansıma olarak kabul görmektedir.

Psikanalizin öncülerinden Jung ve Freud, hayatlarını ikinci seçeneğin ihtimallerine adamışlar. Öyle ki Freud’un rüya teorilerine göre, bütün algı ve davranışsal düzeni oluşturan bilinç dışı (unconscious) sadece rüyalarda ortaya çıkıyor ve benliğin esas keşfi hatırladığımız veya hatırlamadığımız rüyaların sembollerinde yatıyor.

Rüyalarda Duyguların Önemi

Duyguları göz ardı ederek, sadece nesnelerden ve insanlardan bahsetmek eksik ve hatalı yoruma sebep olmaktır. Bu davranış, duygularımızı bastırarak, ifade etmememize sebep olur. Sonuca gidecek yolu uzattığı gibi, duygular bastırıldığı için bedenimizde enerji tıkanıklıklarına neden olarak, fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklara da sebep olu. Fazla gergin,sinirli olabiliriz.

Bazı sabahlar çok karışık rüyalar görerek sabah uyandığımızda çok gergin olabiliriz. Hem nesneler hem insanlar karışık, eksik ve yarım olabilir. Böyle zamanlarda sabah uyandığınızda duygularınızı yoklayın. Bu size büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Duygularınıza gerçekten yoğunlaşabilirseniz, ayrıntılar semboller hatırınıza gelmeye başlayacaktır. Çünkü uyanık olduğumuz süreçle uyku da olduğumuz süreç iş birliği içerisindedir. Her iki yaşantınıza da fayda sağlamış olursunuz.  Uyanık yaşamda yani günlük hayatı içerisinde kendini ifade etmekte zorlanan ve duygularını, düşüncelerini bastıran kişilerin, rüyaları karışık ve bol sembollüdür.  Bilinçaltı uyanıkken çözemediği durumları uykuda iken çözmeye çalışır.

Rüya ve Araştırmalar

Araştırma ekibi, uyku laboratuvarlarındaki 32 test deneğinin beynindeki elektriksel aktiviteyi izlemişler. Onları beş ila on gece boyunca incelediler. Özneleri sık sık uykularının nasıl geçtiğini ve rüya görüp görmediklerini sormak için uyandırdılar. Araştırmacılar, çalışma katılımcılarına rüyalarını kısmen hatırlayıp hatırlamadıklarını veya rüyalarıyla ilgili herhangi bir şey hatırlayıp  herhengi bir duygu yaşadıklarını hatırlamadıklarını sordular. Bu çalışma ile geçmişteki uyku çalışmaları arasındaki fark, kullanılan elektrotların sayısıdır. Bu kez araştırmacılar 256 elektrotlu bir başlık kullandılar. Bu onlara çok daha eksiksiz bir tablo sundu.

Rüyalar Beyindeki “Sıcak Bölgeden” Kaynaklanıyor

Uyku bilimindeki yeni araştırmalar ve yeni keşifler her zaman büyüleyicidir. Aslında çoğu araştırma yapılmasına rağmen net olarak bir sonuca varılmamıştır. Birçok insan için, rüyalar önemli bir kişisel keşif kaynağıdır. Amerika Birleşik Devletleri, İtalya ve İsviçre’den gelen sinirbilimcilerden oluşan bir araştırma ekibi, rüya gördüğümüzde harekete geçen ve beyindeki “sıcak bölge” olarak adlandırdıkları şeyi keşfetti.

Beyindeki “sıcak bölge”, rüya gördüğümüzde beyinde “açılıyor” gibi görünen bir bölgedir. Bilim adamları ayrıca yalnızca REM (hızlı göz hareketi) uyku aşamasındayken rüya görmediğimizi keşfetti. Aslında bu keşifte yeni bir keşifti.Bu, rüyalarımızın içeriği hakkında bir şeyler anlamamıza yardımcı olabilir. Bu ilginç keşifler insan bilincini daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

Tuhaf ve Şiddetli Rüyalar Gelecekteki Beyin Hastalığı Hakkında Bizi Uyarmaya Çalışıyor olabilir.

Araştırmacılar, tuhaf, fiziksel olarak şiddetli rüyalar ile hayatın sonraki dönemlerinde Parkinson ve bunama (demans) gibi nörolojik hastalık tehlikesi arasında beklenmeyen bir bağlantı buldular ve bunların, teşhisten on yıllar önceki bir uyarı işareti görevi görebileceğini söylüyorlar.Ne kader şiddetli, korkunç rüyalar görürseniz bunlar neden olabilir. Bu bağlantının ne kadar belirleyici olduğu henüz belli değil, fakat vahşi, fiziksel hayaller gören hastaların sonunda nörodejeneratif bir hastalık olma ihtimallerinin yüzde 80-100 olduğunu belirleyen önceki araştırma, sonuçları destekliyor.

Rüya ve Beyin Arasindaki İlişki

Uyku, uyanıklıktaki beyin aktivitesinin azaldığı non-REM ile tekrar hızlandığı REM döneminin ardı sıra geldiği döngülerden oluşur.REM dediğimiz uykunun derin hali. Rüyalar hem non-REM hem de REM uykusu sırasında görülür, ancak REM uykusunda rüya görmenin arttığı bilinir. REM uykusundaki rüyaların daha çok duygusal bileşen içerdiği, hareketli ve tuhaf olabildiği göz hareketliliğinin arttığı; buna karşılık non-REM uykusundaki rüyaların daha kısa, az karakter barındıran, duygusal açıdan daha fakir ve çoğunlukla günlük hareket aktivitesi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. Beyin görüntüleme çalışmaları, REM uykusunda özelleşmiş bölgesel beyin aktiviteleri olduğunu göstermektedir. REM uykusu sırasında mantık yürütme, dikkat,hareket ve hafıza ile bağlantılı olan beyin bölgelerinin (özellikle dorsolateral prefrontal korteks) aktivasyonunun azaldığı, ancak duygularla ilgili olan limbik sistem yapılarının ve rüyaların hareket içeriğiyle orantılı olarak beynin bazı başka hareket bölgelerinin aktivitesinin arttığı gösteriliyor. Ancak bu aktivasyon, uykuda çizgili kaslarda tonus kaybı olması nedeniyle harekete dönüşmez.

Rüya Gören Beyin Hafızayı Koruyor

Bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, rüya gören beynin hafızayı koruduğunu ve aynı zamanda sağlıklı bir beyin olduğunu ortaya koymuştur. Science bilim dergisinde yayımlanan makaleye göre uykunun rüya görülen kısmı olan, gözlerin hızlıca oynatıldığı REM aşamasında ritm bozulursa hafıza kayıpları yaşanabiliyor. Aynı zamanda REM aşaması rüyanın 5.aşaması olarakta bilinmektedir. Fareler üstünde yapılan deneylerde beyin fonksiyonları REM sırasında durdurulan fareler, hemen ardından yapılan hafıza testlerinde başarısız oldular. REM uykusu sırasında insanlar rüya görüyor ancak rüyaların, yeni anıların yerleşmesi konusunda önemli olup olmadığı bugüne kadar yanıtlanmamıştı. REM aşaması en derin rüya olarakta bilinir. Son araştırmalar REM dışı derin uykuya odaklanmıştı. Japon ve ABD’li bilimciler, beyinde yer alan bir grup hücrenin rüyaların muhafaza edilmesini engellediğini saptadı. Science dergisinin haberine göre Japonya’daki Nagoya Üniversitesi ve ABD Ulusal Nörolojik Bozukluklar ve İnme Enstitüsü (NINDS) uzmanları, beyinde yer alan bir grup hücrenin rüyaların muhafaza edilmesini engellediğini tespit etti. Farelerle gerçekleştirilen deneyler sırasında bilimciler, birçok hormonun ve istemsiz işlevin kontrol merkezi olan ve içinde melanin konsantre edici hormon (MHC) üreten hücrelerin bulunduğu hipotalamusun çalışmasına yoğunlaştı. Fareler REM uykusu sırasındeyken yapılan bir deneydir.