Rüyaların Bilimsel İncelemesi (Oneiroloji)

Rüyaların bilimsel incelemesine Oneiroloji deniliyor ve adını Yunan ilahı Oneiros’tan alıyor. Oneiros, “Rüya” demektir. Rüyanın ne olduğu ve nasıl gerçekleştiği, bilimsel olarak hala aydınlatılamayan bir sır. Biyolojik olarak işleyişi konusunda yeterli bilgi yok. Rüyayı “Duyusuz Algı” diye tanımlamak yaygındır zira duyu, dünyasal ve yaşamsaldır. Rüyada iken dünya koşullarının verdiği duyulardan uzaktayız. Uyurken beden olarak bir hareketsizlik durumundayız ve duyularımızı bilinçli kullanıma kapatırız. Bedenin ve zihnin dünya etkilerinden ayrılıp, dinlenmeye çekilmesi bütün organizmalar için gereklidir. İnsanlar ve tüm hayvanlar mutlaka uyumak zorundalar. Sadece balıkların ve gözkapağı olmayan hayvanların uykuları konusunda tereddütler vardır. Memeliler içinde Yunusların uykusu ilginçtir. Yunusların beyinlerinin bir tarafıyla uyuyup, diğer tarafıyla uyanık kaldıkları tespit edilmiştir.

Klasik bilgilere göre, ömrümüzün altı yılını rüyalar oluşturuyor. Rüya zamanı ile dünyasal zaman birbirine aynı değildir. Saniyelerle ifade edilen zaman içerisinde rüya gören birisinin anlattıkları bazen roman olacak kadar uzun ve yoğundur. Rüya görmenin zamanı konusunda bile ortak bir bilgi oluşturulamamıştır.

Bazı bilim adamları en uzun rüyanın doksan saniye, bazıları da saatlerce görüldüğünü iddia eder. Rüyanın objektif olarak en büyük delili, uyumakta olan kimsenin hızlı göz hareketleridir. REM sırasında göz hareketlerinin başladığı ve bittiği devrenin çeşitli bölümlerinde uyandırılan kişilerin rüya görmüş oldukları tespit edilmiştir. Ömrü boyunca hiç rüya görmediklerini iddia eden kişiler göz hareketlerinin başladığı anda uyandırıldığında, bu kişiler, hayret ve şaşkınlık içinde ilk defa rüya gördüklerini söylediler. Bu sonuca göre herkes rüya görür ama bazı kişiler rüyalarını hatırlamakta güçlük çekerler.

Rüya Sembolleri Nelerdir?

Rüya sembolleri, rüyamızda gördüğümüz birtakım ögelerin özelliklerini içeren şekiller bütünüdür. Örneğin, bazı yapılar, hayvan figürleri, objeler, nesneler gibi. Rüyalar rüyaların, anlamları doğrultusunda kelimelere dökülebilmesine rağmen, semboller bu şekilde doğrudan dillendirilmezler. Rüya sembolleri genel olarak metafor özelliği taşır. Örneğin; bir birey rüyasında çalıştığı binanın yanıp daha sonra da yıkıldığı görmüş ise bu durum metaforik olarak şu şekilde değerlendirilebilir. Bireyin çalıştığı bina; o kişinin kariyeri adına spesifik bir özellik taşır ve bireyin gördüğü yangın onun işi konusunda sahip olduğu istek ve tutkuyu ancak binanın yıkılışı da onun bu tutkusunun yerle bir olduğunu simgeler. Bu nedenle, bu örnekte de görüldüğü üzere rüya sahibi, bilinçaltında işini karşı istekli ve tutkuludur; ancak yaşadığı bazı olaylar onun üzerinde olumsuz etki göstermiş ve birey eski performansını yitirmiştir. Buradaki rüya sembolleri, bireyin işi ile ilgili olan düşüncelerini ve gerçek hayatta ki duygusal halini yansıtmak.

Rüya Nedir?

İlk insanın yaratılışından bugüne kadar filozoflar, bilim adamları rüyayı çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat rüyanın ne olduğunu kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Rüya, soyut bir dünyadır. Uyku sırasında kişinin bilinçaltında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiği sanılır. İşte bu olguya rüya deniliyor. Rüyalarda yaşananlar inanılmayacak kadar hızlı gelişir. Birkaç dakikalik rüya esnasında bile çok uzun sürdüğünü sandığımız olaylar birbirlerini izliyorlar. Bu nedenle de rüyada zaman kavramı olmaz. İlkel toplumlarda ise rüyaya çok önem verilmiş. Rüyalar, tanrıların bir ödülü ya da cezası olarak nitelendirilmiş. İstatistiklere göre insanlar gecede yaklaşık 4 ile 5 rüya görür. Rüya görmediğinden bahseden insanlar, aslında sadece rüya gördüklerini hatırlamıyorlardır. Uyku esnasında rüya görmek laboratuarlarda bilimsel olarak tespit edilmiş bir gerçektir. Rüyalar bizlere genelde anlamsız ve birbirinden bağlantısız parçalar gibi gelebilir. Ama rüyalarımız, kendimizle ve hayatımızla ilgili çok şey anlatmaktadır.

Uyku ve Bilincin Birleştiği Nokta: Bilinçli Rüyalar ile Rüya Kontrolü

 Her insan uyku sırasında her biri 5-15 dakika süren beş adet evreyi döngüsel olarak yaşar: 1, 2, 3, 4, ve REM (ing. “Rapid Eye Movements”, hızlı göz hareketleri) uykusu. Her bir döngü 90-110 dakika sürer. Bir gece uykusundaki ilk döngülerde, uykuya dalma ve derin uykuyu içeren ilk evreler daha uzundur. Sabaha doğru ise REM uykusu süresi git gide artar. Normalde rüya görürken rüya gördüğümüzün farkında olmayız ve anlamayız, hatta uyandığımızda rüya gördüğümüzü farketmediğimiz zamanlar bile bulunur. Fakat, nadir zamanlarda fevkalade istisnalar yaşarız; bilincimiz rüya gördüğümüzü farkedecek şekilde açılır. Bilinçli rüyalar (ing. “lucid dreaming”) diye tanımlayabileceğimiz bu rüyalar sırasında insanlar uyanıkken tecrübe ettikleri şeyleri anımsayabilir ve berrak bir şekilde düşünüp bilinçli kararlar verebilir. Bilinçli rüyalara normalde çok nadir rastlanır. İnsanların çoğu hayatlarında en az bir kez bilinçli rüyalar gördüklerini söyleseler de, bu olguyu yalnızca %20’miz ayda bir ya da daha sık yaşıyor.

Rüya Sırasında Beyinde Neler Olur?

Hiç gerçek olduğunu düşünecek kadar “canlı” bir rüya gördünüz mü? Gördüğümüz rüyalar bazen gerçek yaşamımıza o kadar benzer ki, hiç bitmesin isteriz. Hele ki rüyanızda Amerika’ya seyahat ettiyseniz! Bazılarımız rüyalarından oldukça etkilenirler, bazılarımızsa rüya gördüklerini bile düşünmezler. Fakat, uyku araştırmacılarına göre ne gördüğümüzü hatırlamasak da herkes rüya görür. Bu fikrin altındaysa uykunun beş aşaması ve bu aşamaların ilintili oldukları beyinsel aktivite yatıyor.

Rüyamızı Nasıl Daha Kolay Hatırlayabiliriz?

Rüyaları anımsamak için önerilen işe yarayan yöntemler vardır, bunları şöyle sıralayabiliriz: Yatağa gittiğinizde kendinize rüyalarınızı hatırlayacağınızı söyleyiniz.  Rüyalarınıza önem veriniz. Yatağın başucunda hemen yazmak için kalem ve defter bulundurunuz.Rüya eriyip yitmeden yazarak akılda tutmak ve geriye doğru hatırlamak mümkün olacaktır. Sık uyanmak rüyaları hatırlama olasılığını artırır: Uyumadan önce iki bardak su içilmesi, iki kez sizi tuvalet için uyandıracak ve rüyanızı hatırlayabilmeniz kolaylaşacaktır. Daha zor bir yöntem işe yarayabilir: uyku başlangıcından her bir buçuk saat sonunda alarmı çaldırarak REM uyku dönemlerini yakalamak mümkündür. REM uykunun sonuna gelen bir dönemde sağlanacak kısa bir uyanış hatırlama olasılığınızı artırır. Diğer bir yöntem son rüyanın yaşattığı “duygudurum” içinde bekleyerek ve yatakta kendinizi yavaş uyandırmanızdır. Dikkatinizi başka bir konunun dağıtmasına izin vermezseniz rüyanızı tekrar yakalayabilirsiniz. Rüya aşılaması mümkün müdür, istediğimiz bir konuyu rüyamızda görerek üzerinde sorun çözme çalışması yapabilir miyiz? Rüya aşılama kişinin üzerine düşünmek istediği bir konuda özgün bir rüyanın yerleştirilmesidir. Örneğin, yatağa girerken kendinize söylediğiniz ertesi gün yaşayacağınız konuyla ilgili düşünceler rüyanızda bu konuda çalışmaya devam etmenizi sağlayabilir. Bu durum “rüyaya yatmak” ya da istihareye yatmak” olarak da bilinir. Niyetlenilen bir işin sonunun hayırlı olup olmayacağını rüyada görmektir.. Kişinin belirli bir konuya akşam uyumadan önce dikkatini yöneltmesidir. Daha önce söz ettiğimiz bilinçli “Lucid” rüyalar ile bir miktar benzerlik göstermektedir. Bilinçli rüyalarda bilinç bir miktar devreye girmekte ve rüya materyalini fark ederek kaydetmeye başlar. Kişiye rüyada belirli bir “nesne” ya da “renk” görüldüğünde rüyada olduğunu hatırlaması telkini yapılır. Bu telkin ile kişi önceden bu nesne,obje ya da rengi görmeye kendini koşullar, hem bu nesne,obje ya da rengi görme olasılığı artar hem de rüyada bu rengi gördüğünde rüyada olduğunu fark eder, böylelikle akıllı ve bilinçli rüya yaşantısı hazırlanır.

Rüyaları Neden Unuturuz?

Rüyalar sıcak havada eriyen kar kütlesi gibi hızla unutulur. Rüyanın bitişinden 5 dk sonra rüyanın %50’sini, 10 dk sonra ise %90’ını unuturuz. Neden böyledir? Freud “rüyalarımızı unuturuz çünkü bizim bastırdığımız istek ve dürtülerimizi içerir, bilincimizde onları hatırlamak istemeyiz” demiştir. Oysa günümüzde geliştirilen modern nöro-bilimsel kurama göre unutma rüyada düşüncelerin sürekli ileri akışı ile ilgili olabilir. Rüyada muhakeme eden, düşünceleri tekrar ele alan,ve geri dönüşler yapan editör uykudadır, Hep ileri doğru akan geriye dönüp hiç üzerine düşünmeyen bir metin gibi akar gider rüya. Bu bilinçli uyanıklıktaki düşünce akışından farklı olur. İlk uyandığımızda hatırlamayız, daha sonra benzer durumlar ortaya çıkarsa hatırlarız.

Unutmamızda rol oynayan önemli bir diğer etken birçok rüya imgesinin belirsiz olmasıdır. Bu durum da kolayca unutmaya yol açar. Günlük yaşantımızda da benzer bir süreç vardır, Örneğin, eğer birisi deneyimlerimizle bağlantısı olmayan bir şeyler söylerse anlamak için ve hatırlamak için tekrarlamasını isteriz. Rüyalarımızı ertesi gün benzer bir yaşantı olursa, eskide kalan izi tanır ve hızla hatırlarız. Anımsayışımıza önem verirsek rüyadaki diğer parçaları da hatırlama şansımız olur. Başka bir deyişle uykuda bilinçlilik  ve bellek kaydı olmadığı için yeterince hatırlayamayız

Rüyalar ve Bellek

Bebekler REM uykusunda daha fazla zaman geçirirler, bu da REM uykusu ve rüya görmenin gelişimde rolü olduğunu düşündürmektedir. Rüyalar belleği korumaya yardımcı olurlar. Eski anılar ve yakın yaşantılar arasında bağlantı kurar. Bu gelişme REM uykusu sırasında ortaya çıkar çünkü hipokampus ve önbeyin arasında bilgi akışı azalır. Bilinçli denetimde ortaya çıkan azalma zihnin kendi iç sürecini sürdürmesine destek olur.

Eğer rüyalar ve REM Uykusu Olmazsa Ne Olur?

REM uykusuna girerken uyandırılarak REM yoksunluğu oluşturulan bireylerde ertesi gün kaygılı, sinirli, tahammülsüz, agrasif ve dikkati toplama güçlüğü olduğu gözlemlenmiştir. Bazı çalışmalara göre REM uykusu baskılanırsa yeni bilgileri öğrenme ve geçen güne ilişkin bilgileri hatırlama güçlüğü yaşanmaktadır. Fiziksel beceriler zayıflamaktadır. Bedensel ve zihinsel becerileri geliştirme çağında olan bebekler%50 kadar yüksek bir oranda REM uykusu yaşamaktadır. Erişkinlik döneminde bu oran %25’e, yaşlılıkta %15’lere inmektedir. Yaşla birlikte REM uykusuna gereksinim zamanla azalmaktadır.

Rüyalar ve REM Uykusu

Gece boyunca uykuda hafif uyku, derin uyku ve REM uykunun ortalama dağılımı. Uyku tek bir dönemden oluşmaz, uykunun hafif uyku, derin uyku ve hızlı göz hareketlerinin izlendiği REM uykusu evreleri tanımlanmıştır. Derin beyin yapılarından kaynaklanan ve gözlerde ortaya çıkan hızlı göz hareketleri görüldüğü için REM uykusu adı verilmiştir. Her gece ortalama 2 saat süren REM uykusunda çoğunlukla rüya görürüz, bütün yaşamımız boyunca 6 yıl rüya görürüz. REM uykusu gecenin ikinci yarasında daha fazladır, rüyalar da gecenin ikinci yarasında daha fazla görülmektedir. REM evresinde görülen rüyalar sırasında beyinde heyecan, kaygı, korku, endişe duygularının merkezi olan amigdala oldukça aktiftir. Buna karşın beynin muhakeme yapan önbeyin bölümü uyku halindedir.  Gözlemler rüyanın REM uykusu ile güçlü bir bağı olduğunu ortaya koymuştur. REM döneminde uyandırılan kişilerin %80’i bir rüya yaşantısı içinde olduklarını bildirmiştir. Buna karşın REM dışı uykuda da daha az sıklıkta olsa da rüya yaşantısı vardır. REM uyku rüyaları bilinçdışı süreçlerle daha çok bağlantılı iken REM dışı evrelerde görülen rüyalar daha gerçekçidir. Neden sonuç bağlantısı ve zaman ve mekân bağlantıları daha iyi korunmuştur.